Mete ÇUBUKÇU / NOKTA 11 ŞUBAT 1990
Televizyonun tek rock ve metal programi “Dönence”, gençlerden büyük ilgi görüyor. Programın yapımcılarından Serdar Öktem hard rock için “Her yaşın müziği, babam bile dinliyor” diyor
Günlerden perşembe. Saatlerin 22.00’yi göstermesine az bir zaman var. Kırmızı ve mor ışıkların hâkim olduğu odada herkes yerini alırken, bir yandan da kayıt için video hazırlanıyor. Bir haftadır beklenen an gelmek üzere… Televizyonun sesi normalden biraz daha fazla açılıyor, videonun kayıt tuşuna basılıyor… Keskin bir gitar sesi, başdöndürücü bir davul solo, birbirinin peşi sıra akıp giden minik klipler… Gözünden ışık saçan kuru kafa ve ardından “Let there be drums, there was drums. Let there be guitar, yeah there was guitar. Let there be rock” ile ekrana gelen AC/DC. 30 dakikalık heyecan verici ve çılgın bir konser… Veya “Still of Love”la keyifli bir White Snake klipi ya da müthiş bir Ozzy şovu… Yani yapımcılığını Serdar Öktem ve Şener Yıldız’ın yaptığı perşembelerin en gözde programı Dönence…
Televizyonun hard rock ve heavy metale ayrılan tek müzik programı “Dönence”, her geçen gün daha fazla müzikseveri ekran başına topluyor. Programın yapımcı ve sunucularından Serdar Öktem “Kişisel tercihim her zaman rock ve metalden yana olmuştur. Dinlenebilecek gerçek müzik bunlar. Türkiye’deki ilgiyi göz önüne alırsak, ‘Dönence’, büyük bir boşluğu dolduruyor. Yapılmayanı yapmak gerek” diyor.
Daha önce “Armoni” ve “Helezon” adlı programların yapımcısı Öktem, bu kez Şener Yıldız’la birlikte “Dönence”yi ekrana getiriyor. TRT’de yabancı müzik ye sinema sorumlusu olan Öktem, Kastamonu’da tıp doktoru olarak mecburi hizmetini yapan Yıldız’la her ay bir kez bir araya gelerek, programı hazırlıyor. Öktem’in müzikle olan ilişkisi çok küçük yaşlarda başlamış. İlk gitarını alışı; üniversite yıllarında kurulan üç topluluk; yurt dışına gitmek için gitarını satması; ardından TRT’de yapımcılık… Ama çizgisi hep aynı kalmış: Blues, caz, rock ve metal. Daha önce Polis Radyosu’nda sunuculuk yapan Yıldız’la da, “Dönence” programında buluşmuşlar.
İlle de metal. Öktem, “Dönence”nin en “fanatik” izleyicilerinin 15-25 yaş arası gençlerden oluştuğunu söylüyor. Her ne kadar metal volümüne alışkın olmasalar da, yaşları 35-40 arasındaki “eski tüfek” rockçılar programi kaçırmıyor. Öktem ise programın gördüğü ilgiden oldukça memnun. 70’lerde “kulak pasları’nı Deep Purple, Led Zeppelin, Nazareth gibi topluluklarla silen kuşak, programın hard rock ağırlıklı olmasını istiyor. Yeni kuşak ise taviz vermez bir “tutuculuk”la “ille de metal” diyormuş. Hatta programa rock topluluğu çıkardığı zaman Öktem’i “pop” yapmakla suçluyorlar. “Bu onların hatası değil” diyor, “çünkü bilmiyorlar. Çoğu müzikle metal aracılığı ile tanışmış. Blues, caz, rock gibi türlerden habersizler. Hard rocki bile pop sananlar var. Bu yüzden yeni dönemde programa “Rock Tarihi” adlı bir bölüm alınmış. Bu bölümde müziğin gelişimi örneklerle anlatılıyor. Ama Rolling Stones, Who gibi rock dünyasının “büyükbaba”larına da popçu denmesine katlanamıyor Öktem. İzleyicilerden biraz araştırmacı olmalarını istiyor.
Megadeath, Metallica ve diğerleri… TRT’ye çeşitli aralıklarla birçok video klip geliyor. Uygun olanlar seçilip Dönence’de gösteriliyor. Bazen 50-60 klip birden geliyor. Ya gelmezse? “O zaman eskileri tekrarlıyoruz” diyor Öktem. Tekrar rekoru ise 22 defayla Yekeyeke’ye ait.. Piyasada bulunan birçok klipi ise TV’de gösteremiyorlar. Çünkü TV’de sadece gösterim hakkı alınmış klipler yer alabiliyor.
Peki, en çok ilgi gören topluluklar hangileri? “Megadeath”, “Metallica”, “Slayer”, “Mötley Crüe”, “Anthrax”, “Manover” ve elbette “White Snake.” Öktem seyircilerden yüzlerce mektup alıyor. Övenler kadar, yerenler de var. Çünkü herkes kendi istediği parçaların çalınmasını istiyor. Dinleyici yelpazesi oldukça geniş. Öktem şu noktanın altını çiziyor: “Büyük şehirlerden olduğu kadar mesela Maraş, Diyarbakır gibi kentlerden de mektup alıyorum. Bu da hard’n heavy türünün ne kadar yaygın olarak dinlendiğini gösteriyor.” 50-100 kişinin bir araya gelip isteklerde bulunduğunu söylüyor. Ama bir mektubu hiç unutamıyor. Unutması da pek mümkün değil. Zarfı açtığında mektubun sonu bir türlü gelmemiş. Uzun ölçümlerden sonra mektubun uzunluğu saptanıyor: 4 metre 10 santim. Gönderilenler arasında karikatür ve vinyetler de var. Bir de Dönence’nin hayranı minik metalciler, Serdar Ök tem’i rahat birakmıyorlar. Hele 9 yaşındaki metalci sürekli yazıyor: “Metallica’yı izlemek istiyorum.
Business show. Heavy metal topluluklarının bir özelliği de sahnede her türlü “uçuk” gösteriler yapması ve birbirinden ilginç giysiler giymeleri. “Civciv ezer, kan içerler” imajı eskimiş olmakla birlikte, bazı görüntülerden rahatsız olanlar yok değil. Bunların hepsi show business’ın bir parçası değil mi? “Evet” diyor Öktem “adamlar dikkat çekmek için her şeyden yararlanıyorlar. Konser afişlerinden plak kapaklarına kadar, her şeyin ilginç olmasına dikkat ediyorlar.” Bugün mitolojiden felsefeye, dinlerden tarihe, ölümden yaşama kadar birçok konuyu ele alan metal grupları var. Öktem’e göre bu işin felsefesini yapanlar olduğu kadar, sırf para kazanmak için yapanlar da var. “Onlar da zaten bir-iki albümden sonra kaybolup gidiyor” diyor.
Haydi metalciler ekrana. Dönence’nin yapımcısının en büyük arzusu programda yerli gruplara da yer verebilmek. Ama bugüne kadar bunu pek gerçekleştirememiş. Sadece “Rulet” ekrana gelebilmiş. Peki, bunun nedeni ne? “Programı yerli rock gruplarına da açtık. Bant doldurup göndermeleri lazım. Pahalı bir iş ama, başka çare yok. Denetim öyle istiyor. Kayıt kötü olduğu zaman da denetimden geçmiyor. Temiz kayıtlar olduğu takdirde tüm gruplar Dönence’ye çıkabilir. Çok iyi gruplar olduğuna inanıyorum” diyor Öktem. Birkaç grup şu anda “Dönence’ye çıkmak için sıra bekliyor. Ayrıca tüm amatör rock ve metal gruplarına kişisel olarak her türlü yardımı yapabileceğini söylüyor.
Gürültü değil, müziğin ta kendisi. Birçok kişi, rahatsız ettiği gerekçesiyle rock ve metal dinlemiyor. “İlk dinlediğimde benim de midem bulanmıştı. Ama insan dinledikçe alışıyor” diyor “Dönence”nin yapımcısı. Sadece alışkanlık mı? Tabii ki hayır. Bir de çokseslilik sorunu var. Öktem Türkiye’de insanların birden fazla sese alışkın olmadıkları için rahatsız olduklarını, ancak bunu dinleyerek aşabileceklerini söylüyor ve ekliyor: “Herkes kendini biraz zorlasın. Artık babam bile metali severek dinliyor.” Metali “gürültü müziği” şeklinde değerlendirenlere de katılmıyor. “Metal gürültü değil, müziğin ta kendisidir; klasik dışında müziğin ulaştığı en son noktadır. Hele sözlerinden de anlıyorsan, kitap okumak kadar önemli bir iştir. Onun için Dönence’yi çok önemsiyorum. İzleyicinin de önemsediğini biliyorum” diyor.








