Nevin GÖKÇEPINAR – RockKazanı – 1993
Şimdiye kadar çıkan yazılarda grunge insanlar, ruhsal sorunları olan, hayata boş vermiş, kötü giyimli, olumsuz insanlar olarak tanıtıldılar. Hatta bunu moda olarak tanımlayanlar bile oldu. Yanlış haberlerle bu insanları bazı yayın organları toplum dışına itmeye çalıştı. Neyse bizler onları da takmıyoruz. Grunge’lık 60’lı, 70’li yılların hippiliğinin 90’lı yıllara kadar gizliden gizliye hazırlanarak patlaması ve bazı şeylerin artık aşılması olarak da yorumlanabilir. Grunge’lık bir düşünce farklılığıdır, değişik bir felsefedir. Moda değildir. Modacıların çıkaracağı herhangi bir grunge giysiyi gerçek grunge’lar giymezler, çünkü kendileri yaratırlar. Umursamazlık ve boşvermişliğin altında hırs vardır. İdealleri, yapmak istedikleri şeyler vardır. Ve istedikleri alanda hırslıdırlar, sonuç ne olursa olsun o kadar önemli değildir. Belki kaybedeceklerdir bunu umursamazlar. Doğaya ve hayata önem verirler. Derli toplu, düzenli yaşam tarzları yoktur. Kendilerini kalıplara sokmak istemezler.
Çirkinliğin estetiğini yakalamış, zıtlığın ve uyumun ortasını bulmuş insanlardır. Dünya görüşleri farklıdır. Her şeyden önce yardım severler, önyargılı değildirler. Dünyada olan her şeyin normal olduğunu düşünürler. “Eğer olmuşsa doğal demektir o zaman normaldir” görüşünü savunurlar. Ve haklıdırlar da. Kimsenin yaşantısına karışmazlar ama kimsenin onlara karışmasını da istemezler.
Özgürce davranmanın çılgınlık yapmanın doğal olduğuna inanırlar. Bir dergide yayınlanan yazıda “sosyologlara göre toplumsal yaralardan kaynaklanan bir akımdır grunge” denmiş. Bu çok yanlış ve uydurma bir haberdir. Ezilen, baskı gören, ruhsal sorunları olan çocuklar grunge mi oluyorlar. Hayır değil. Grunge’lık bir düşünce tarzıdır, fikir farklılığıdır. Sorunları olan, toplum baskılarına maruz kalmış insanlar topluluğu değildir. Grunge’lar baskılara aldırmaz onun için sorun yoktur. Onun gerçek sorunu insanların doğayı kirletmesi, dünyayı yanlış kullanmalarıdır. Üstelik grunge’lık insanların yaptığı gibi sınırlanamaz da. Sakız çiğneyip, kirli saçla dolaşmak, ceplerinden birinde sigara paketi olup yanında yara bandı taşımak, bira kutusunu elinden düşürmemek onun grunge olduğunu göstermez. Grunge olmak için 1 saat ya da 5 dakika yetmez. Bu olay önce insanların içinde biter. Bir çocuk diğer çocuklardan küçüklüğünde ayrılır, onlara katılmaz, katılsa da anlaşamaz, büyüdükçe birtakım şeylerin farkına daha erken varır. Her şeyi düşünmeye ve savunmaya başladığında tamamen soyutlanmıştır artık.
Ya temiz aile çocuğudur, ya sokak çocuğudur, ya Rock’çıdır ya rap’cidir, ya da popçu’dur, belki de grung’dır. Bunlar saymakla bitmez. Punk’cu da olabilirdi veya tam bir hippi ya da bir marjinal. Bunlar insanın zaten içinde var olup dışa bir şekilde yansıtma kanallarıdır. Hepsinin düşüncesi farklıdır. Sonuçta kirli bir peruk alınıp grunge olunmaz, ayakkabılarını boyamayıp grunge olunmaz, farklı giyinip grunge olunmaz. Bakalım her farklı giyim seni yansıtıyor mu, bunu bilmeden her şeyi üst üste giymek insanı grunge yapmaz. İnsanı; düşünce farklılığı, fikir savunusu, özgür bir kafa sınıfını belirler.
Neyse bu konu aslında tartışıldıkça uzayan bir konu. Çünkü grunge’lığın sınırı yok.
Her şeye açık. Eğer bana bu konuda mektup yazmak istiyorsanız, katmak istediğiniz başka şeyler varsa ben de açığım. Yeter ki yanlış anlaşılmasın diyorum, ama önemli olan yanlış anlaşılması da değil aslında, yanlışlar ve doğrular insanlara göre değişir, gerçekte yanlış ve doğru kavramıyoktur. (Bana göre) Hadi haftaya görüşmek umuduyla sizleri kendinizle baş başa bırakıyorum.







