Pazartesi, Eylül 14, 2026

Rock Kazanı. 1993

Bu hafta Badluck’la konuştuk. Caddebostan’da bir evde, müzik aletleriyle dolu stüdyomtrak bir odada; Bodluck’in gitaristi Levent ve klavyecisi Barış’la, Türk rock müziği, imkanlar ve imkansızlıklar, Avrupa hedefi, kızlar, Badluck ve daha bir sürü şey üzerine konuştuk… Her şey gelen birer fincan sıcak çayla başladı…

Türkiye’deki rock müzikte neredesiniz?..

LEVENT: Şimdi, bu tip bir şeyi aslında bizim cevaplamamız çok yanlış… Buna bir yerde dinleyici karar verecek… Ama ben şunu söyleyebilirim Türkiye’de başarılması hayal olan bir şeyi gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz… Bu, cevap için yeterli sanırım…

Peki, kaset hakkında ne düşünüyorsunuz; yani istediklerinizin hepsini yaptınız mı, en ufak bir ukde bile yok mu içinizde?

LEVENT: Yok…

BARIŞ: Yani, 1993’te Badluck kuruldu; bu şu demek değil, biz kendimizi geliştirmeyeceğiz, ulaşabileceğimiz en üst noktaya ulaştık demek değil… Sadece şu: 1993’te Badluck neyse, biz o potansiyeli kasetimize dökebildik… Yani, “kayıtta şöyle yapacaktık ta, biz onu beceremedik, bestelerde şöyle bir eksiklik vardı da yapamadık, imkanlarımız müsaade etmedi” falan gibi şikayetlerimiz kesinle yok… Zaten bu amaçla grubu kurduk ve bu amaçla çalıştık… Bestelerimiz içinde 7-8 senelik besteler bile var… uzun zamandır, böyle bir şey olmasını bekliyorduk, kaset çıkarmamamızın sebebi de bu… Kafamızda herhangi bir soru işareti olmamalıydı… Birde, şartlan biraz zorlamak lazım diye düşünüyordum… Herkes “İmkanlarımız yok, kısıtlı gibi lafların arkasına saklanıyordu… Biz onlar yok edelim dedik… Yani Türkiye’de bu iş yapılabiliyor aslında…

LEVENT: Tabi… Bide, yine tam istediğimiz olmasaydı eğer, biz şu an kaseti çıkartmış olmazdık…

BARIŞ: Evet, zaten kasetin çıkışının gecikmesinin sebebi de bu… Sonbahar için reklamlar verildi ama yetiştiremedik, her şey istediğimiz gibi olmadı sonbaharda… Ve her bir parçanın 30-35 tane mix’i var… Bu, çok büyük bir rakam aslında; dışarıdaki prodüksiyonların bazılarında bile bu kadar fazla mix yok…

LEVENT: Mix konusunda da eleştiriler geliyor bazen… Bu eleştiriler tamamen kendi kişisel düşünceleri olarak kalır… Çünkü, biz tam kafamızdakini yansıtmış durumdayız, kötü ya da iyi de tartışılamaz… Mesela, bir mixe vokal yüksek veya gitarı düşük diyorlar… Bu kesinlikle mixaj ya da vokalde falan yapılan bir hata değil, bizim isteğimizdir…

BARIŞ: Türkiye’de aslında insanları, bu tip eleştiriler getirince suçlamamak lazım… Çünkü, bugüne kadar yapılan albümlerde bu tip hatalar vardı ve bu hataları gruplar kendileri yaratıyorlardı… İmkansızlıklar bahane olarak gösteriliyordu ya da bir takım şeyler… İnsanlar artık şuna alıştılar: Türk grubu eleştirilmeli… Dinlediği Türk grubunu artık adam eleştirmek için dinliyor ve bir şey bulmaya çalışıyor… Böyle bir şey yaratıldı ve bunda hata, dinleyici ya da eleştiren, ahkamcı kesimde değil, gruplarda… Mesela başımıza şöyle bir şey geldi: Bizim arkadaşlardan biri kasetimiz satılırken dükkanda duruyormuş. Bir müşteri geliyor, bizim kaseti alıyor… “Nereli bu grup” falan diyor… Türk olduğunu söylüyorlar ve adam, almaktan vazgeçiyor.

Badluck ismiyle bir alakası var mı bunun? (Gülüşmeler)

BARIŞ: Olabilir… Var galiba…

LEVENT: Asıl alaka başka şeyde… Artık Türk gruplarına karşı acayip bir önyargı var… Bence çok doğru bir ön yargi… Piyasada gerçekten çok kötü ürünler var. Ve bunlar övülüyor filan… Öyle şeyleri dinleyemezsiniz yani…

Suç biraz da kaset yapımcılarının değil mi?

LEVENT: Yapımcılarda kabahati bulmuyorum… Yapımcılara kabul ettirecek olan bizlerdik… Biz kendi yaptığımız ürünü kayıt açısından şu kaliteli şekline getirdik ve yapımcılara götürdüğümüzde, kimisi 800 Tira verdi, kimisi 4000 lira verdi. Biz 4000 lira verene gittik… ani yapımcılarda herhangi bir kabahat yok… Biz üç dört sene para biriktirdik, ondan sonra yaptık kaseti. Yani parçalar hazır olduğu anda çıkartmadık kaseti. Öyle yapsaydık kaset çok kötü çıkardı… Çok kötü bir stüdyoya gönderirler sizi… Bu, gruplara bağlı bir şeydi ve gruplar bunu yapmadı…

“Yapımcılar şuna uyanabilirler artık: Bir rock prodüksiyonu için de büyük paralar harcanabilir”

BARIŞ: Şimdi olaya herkes ticari bakıyor; problem arasından kaynaklanıyor… Bizim, bu kaset için harcadığımız parayı Türkiye’de çıkartmamız imkansız… Müziği maddi bir takım şeyler için yapmadık zaten, Türkiye’deki rock müziği adına bir şeyler yapabilmek için yaptık bunu… Arkasının gelmesini umuyoruz biz… Yapımcılar şuna uyanabilirler artık: Bir rock prodüksiyonu için de büyük paralar harcanabilir, çıkan ürün de iyi olabilir ve bu ürün, insanlara bir şekilde sattırılabilir… Biz gücümüz olursa ya da bir yerlerden destek alırsak reklamımızı yapacağız; yapamazsak kaseti sattırmamız tabii ki zor… Ama en azından şunu kanıtladık: Dışarıdaki herhangi bir albüm kalitesinde Türkiye’de albüm yapılabilir..

LEVENT: Birde, insanlar dışarıdaki stüdyolarda kayda girmekten falan bahsediyorlar… Buna da gerek yok… Alet bakımından Türkiye’dekilerin dışarıdan farkı yok. İş, onları kullanabilen adamı bulabilmekte… Biz onu aradık, onu bulduk…

BARIŞ: Bir de ürün iyi olmalı… Bizim hazırlamış oIduğumuz üç demomuz vardı ve biz bunları piyasaya sürmedik… Çünkü gerçekten insanların dinleyebileceği kalitede değillerdi… Ancak kasetçilere ya da stüdyolara giderken onları yanımızda götürdük… Adamlar onu dinleyince, etkilenip, yardımcı olmaya çalıştılar… İnsanlar demo yaptıkları zaman pat diye piyasaya soruyorlar… Sen onu yapacağına, al, plakçı plakçı dolaş. Eğer güveniyorsan tabii… Mesela bizim stüdyoda çalıştığımız insanın çok büyük yardımı oldu… Adamın zamanında Kayahan’ı geri çevirip, bizi stüdyoda tuttuğu oluyordu… O da, zamanında bununla uğraşmış, yapmak isteyip, yapamamış biriydi… ama bu yardımı bizi tanıdığından yapmış değil; orada tanıdık… Adam, müzikten etkilendiği için yaptı bunu… Önce müziğin bir yere gelmesi lazım… Ben dikkat ediyorum, grup kuran birileri bir sene içinde demo çıkarabiliyor… Ben on senelik müzisyenim, kasetim daha yeni çıkıyor… Ben bu ortamı bekledim… Ve şu ortam oluşmasaydı, üç sene daha beklerdim… Çünkü insanlara kötü bir şey sunmanın anlamı yok… Zaten kalıcı olamaz bunlar… Yüzeysel yani…

Niye Hard Rock?

BARIŞ: Bunun bir açıklaması yok… Biz bir araya geldiğimizde öyle bir şey çıkıyor ortaya…

Müzikal anlayış farklılığı hiç yok mu grupta; herkes aynı şeyleri mi istiyor?

BARIŞ Aslında var… Olması da gerekiyor… Olmazsa müzikteki rengi kaybederiz zaten… O çelişkiler zaten müziği güzelleştiriyor…

LEVENT: Grupta herkes çeşitli müzikler dinliyor… Heavy-metal’den tutun da -gerçi çok uç heavy-metalleri dinlemiyoruz ama klasik müziğe kadar birçok türü dinliyoruz… Müzisyenler bütün bu türleri dinlemek zorunda… Eğer dinlemezse, ürün kütük gibi oluyor, tam tabiriyle… Estetik, renk olmuyor…

Zaten içinde heavy-metal olan parçanız da var, değil mi?

LEVENT: Evet… Evet, Hot Lips…

Peki, Badluck hayatınızda ne kadar yer kaplıyor?

BARIŞ: Müzik önemli bizim için… Müzik, bizim hayatımızda çok büyük yer tutuyor… Her birimiz başka gruplarda çalışabiliriz… Hatta farklı gruplarda, farklı bir şeyler çalışmanın bizi geliştirebileceğine bile inanıyoruz. Her şeyimiz Badluck değil, aslında, her şeyimiz müzik…

Farklı anlayışlar var diyorsunuz; kavga ediyor musunuz?

BARIŞ: Tabii ki, mutlaka oluyor… Zaten olması gerekiyor. Biz grubu aile olarak düşünüyoruz… Aile içinde kavalar olmak zorunda… Çünkü bütün fikirler bir olamaz… Tabii bu çatışan fikirler kavga sonunda tekrar birleşiyor bir noktada… Tartışma diyelim, kavgadan ziyade… Yumruk yumruğa olmuyor yani… (Kahkahalar)

Özellikle birini sözü geçiyor mu?

LEVENT: Yok aslında… Tartışılıyor ve güzel olan seçiliyor… Genelde güzel olanlar, bizce bir… Ancak şu oluyo: İkisi de güzel, hangisini yapalım?.. Böyle bir tercih farkı oluyorsa daha çok besteyi yapanın sözüne ağırlık veriliyor…

BARIŞ: Biraz da insanların kültür seviyesiyle ilgili bir şey… 1çimizde kompleksli insanlar olsaydı sürekli böle tartışmalar problem yaratırdı…

Peki görünüşünüze ne kadar önem veriyorsunuz?.. Yani kaset kapağı, afişler falan… Sizin için “pozer grup” diye söylentiler var?…

LEVENT: Evet var… Türkiye’de bu tip şeyler hep var… Yani birden herhangi bir konuda biraz sivrilmeye başladığında, insanların onlara sürekli olarak bir kulp bulma muhabbeti vardır, ta ki onları kaybedene kadar… Uğur Mumcu’da gördük bunu… Adamın ölmesine gerek yoktu, takdir edilmesi için… Moğollar da aynı şeyleri yaşadı… Bizim yaşadığımız zorlukları da yaşadılar ve aradan 20 sene geçtikten sonra imza toplanıyor, Moğollar toplandıktan sonra… Ben şunu söylemek istiyorum: 20 sene sonra Badluck tekrar kurulsun diye imza toplanırsa biz kurulmayacağız…

BARIS: Kesinlikle…

LEVENT: Kıyafet ve görüntü diyorsunuz… Biz karşısına çıktığımız insanlara saygı duyuyoruz… Giydiğimiz kıyafetler sevdiğimiz kıyafetler… Enstrüman çaldığmız zaman, atmosfere girebilmek erekli… bunun için sadece seyirci yetmez… Işıklar bile önemli. Bu yüzden kıyafetimize tabii ki dikkat ediyoruz.

BARIŞ: Bir de Türkiye’de şöyle bir imaj doğmuş durumda: Rockçı pis olmalı ya da postal giymeli… Ben bunu çok anlamsız buluyorum… Rock in temel düşüncesinde özgürlük vardır… Ben donla da çıkabilirim sokağa ya da kostüm giyerim… Kalıplaşmış şeylere sokmak insanları çok anlamsız…

LEVENT: Şey gibi… Zamanında uzun saça tepki vardı, şimdi kıyafet için aynı şey geçerli… Aynı bağnazlığın devamı bu… Umarım Türkiye bunların hepsini yener…

Peki etkilendiğiniz gruplar var mı?

LEVENT: Var mutlaka… Yani, çok fazla şey dinliyoruz ve her şeyden etkileniyoruz… Özellikle bir isim vermek anlamsız aslında…

Death, Punk falan… O türler hakkında ne düşünüyorsunuz?

LEVENT: Grup olarak pek sevmiyoruz… Hoşumuza gitmiyor… Yani, bu, bunlar kötüdür demek değil… Her şey ihtiyaçtan çıkar, önemli olan kaliteli olması…

BARIŞ: Bir de şey var… Death metalde filan kaliteden daha çok deşarj var… Onun seyircisi daha çok, konsere gittiği zaman dağıtmak istiyor… Bir de felsefi tarafları ağır basıyor…

Sizin sözlerinizde neler var?

BARIŞ: Bizim sözlerimizde yaşamımız var… Politik değil bir kere… Bunun sınırlama olduğunu düşünüyoruz… Yalnız mesaj vermeme kaygısı, taşımakta kendini Sınırlamak olur… Elimizden geldiğince sınır koymamaya çalışıyoruz…

Türk rock gruplan hakkında ne düşünüyorsunuz?

LEVENT Bir kere herkes iyi niyetli çalışıyor. Çünkü karşılığında büyük bir maddi kazanç yok… Ancak, bence hepsinin elinden, yaptığından fazlası gelir… Zorlamalılar bence…

BARIŞ: İmkânsızlıkların arkasına çok fazla saklanıyorlar… Bence herkes uğraşırsa, yaratabilir kendi imkanlarını…

Peki müzikal yapılara hakkinda?

LEVENT: Bu konuda bir şey söylemek yanlış olabilir… Çok yanlış anlaşılabiliyor… Bu tip bir şey için bir toplantı, açık oturum yapılmasını istiyoruz aslında… Türkiye’deki gruplardan birer eleman çağırıp, Türkiye’deki rock müziği nerededir, yaptığımız hatalar nelerdir, böyle bir şey yapılmalı bence…

Sizin tür pek fazla yok galiba… Daha çok heavy-metal yapıyorlar…

LEVENT: Bu moda meselesi… Türkiye’de Metal modası yaşanıyor… Suç kimde derseniz, bu, dergilerden başlar, müzisyenlere kadar gider… Sizin derginin olması çok büyük bir şey aslında hem bizim için hem Türkiye için… Çünkü metal dergisinden başka dergi okuyamıyorsunuz… Artı, Türkiye’deki tüm eksiklikleri atın, Türkiye’de eleştirmen yok… Türkiye müziğinin ilerlemesinin en büyük engeli budur bence…

BARIŞ: Bir de eleştirmenler arkadaşlığı çok ön planda tutuyorlar… Kötü olsa bile iyi yazıyorlar bazen…

LEVENT: Dışarıdakilerden sürekli aynı olarak değerlendiriyorlar… Bunu bütün dünya çapında eleştirmek zorundalar… Türk gruplarını kendi içinde eleştirmenin Türk gruplara hiçbir yaran yok… Ya duygusal davranıyorlar, kaset satsın diye, ya da Türk rock müziğini korumak istiyorlar… Bence bu, Türk rock müziğini hiçbir yere götürmez…

Hedef batı mı?

LEVENT: Evet… Türkiye’den bir grup çıkarsa, bunların devamının geleceğine de inanıyoruz… Almanya’da Scorpions öncülük etti ve bundan sonra Alman gruplan ülkenin dışına çıkabildiler… bunu yapmaya çalışacağız, bunu becerebilirsek…

Peki, bir söylenti var… On binin üzerinde satarsa, Avrupa’da çıkacak diye…

“Sepultura’nın albümleini çıkaran şirketle temas halindeyiz…”

LEVENT: Hayır… Akmar söylentisi… On binin üzerine çıktığı zaman CD’sini basacağız… Gerçeği bu… Avrupa’da çıkması için belirli bir rakam gerekmiyor..: Avrupa’yı da devamlı zorluyoruz…

BARIŞ: Bir de şirket var… Hades Records’un bağlı olduğu şirket… Sepultura’yı da onlar çıkarmış. Adamlar daha çok böyle gen kalmış ülkelerin rock gruplarıyla ilgileniyorlar… Deneyeceğiz… Biraz da şans işi… Şu var Dışarıdaki menajerler, prodüktörler, ya Türklere kil oldukları için çıkartmayabilirler, yada abi, Türk grubu ne ilginç diyerek çıkartabilirler.. O bilinmiyor…

LEVENT: İngiltere’den bir eleştirmen gelmişti… Her çalışmamızda dinledi, hem de demomuzu dinledi… Yani daha kaseti bile dinlememişti… “İngiltere’de rahatlıkla çalabilirsiniz, beğenilir” dedi… Fakat, şans faktörü de var… Çıkardığımız ürünün dışardakilerden geri kalan bir yan yok, hatta kendimize has bir şeyler de var… Dışarıdan destek bulabilirsek, bir şeyler yapılabilir diyoruz… Zaten bu albümden, maliyetini karşılayacak kadar gelir elde edebilirsek; albümün dışarıda bastırılması için gereken parayı bile verebiliriz… Çünkü işler Türkiye’deki gibi değil… Herhangi bir albümün rafa çıkması bile, albümün satması için yeterli bir sebep… Maliyetini mutlaka çıkartır…

Peki grup elemanları ilk bir araya geldiği zaman, hepsi çok iyi miydi, kendi enstrümanlarında?

LEVENT: Evet… Herkes yeterli düzeydeydi… Yani ortak çalışmayı engelleyecek kadar iyi olmayan yoktu…

Ne zaman bir araya geldiniz?

BARIŞ: Üç sene oldu sanırım.

Peki, rock mekanları hakkında ne düşünüyorsunuz?.. Akmar, Kemancı filan…

LEVENT: Olsun… Tabi… Tabii biz oralara takılacak pek fazla zaman bulamıyoruz, çalışmaktan…

Bu evde çalışıyor musunuz?

BARIŞ: Çalıyoruz… (Gülüyoruz)

Komşular uyanıyor mu?

BARIŞ: uyanıyor… Kasette hepsine teşekkür ettim… Gerçekten çok başlarını ağırttık ya… Hala da devam ediyoruz…

Konser düşünüyor musunuz?

LEVENT: Tabi… Turne düşünüyoruz… Türkiye’nin her yerine ulaşabilmek çok önemli… Kasetinizi çıkarıyorsunuz ama, o atmosferi dinleyicinizle paylaşabilmelisiniz… Ulaşabildiğimiz her yere ulaşmaya çalışacağız…

Tek grup olarak mı?

BARIŞ: Bir ön grupla çıkmayı düşünüyoruz… Bu ön grubun da mümkün olduğu kadar iyi olmasına önem vereceğiz. Çünkü seyirciye şu imaji vermeye çalışacağız: Badluck konserleri iyi olur…

Bir de alternatif rock akımı var… Seattle tarzı. Böyle bir şeyler yapmayı düşündünüz mü?..

BARIŞ: Onu hiçbir zaman düşünmedik… O tarz gruplar şu an moda… Hatta Bon Jovi filan da tarzını değiştirdi biraz… Ama istesek de o tarz bir şeyler yapamıyoruz… Çünkü bu yaptıklarımız içimizden geliyor…

Peki bu alternatifler ne kadar alternatif?

LEVENT: Pek alternatif değil ama tabii müzik dünyası birtakım şeyleri abartmak zorunda ki iyi satsın… Zaten yıllar önce bu gruplar vardı… Ama o zaman hard rock iyi satıyordu… Yapımcılar, hard rockta düşme olunca, bunu gazladılar…

Peki… Kızlarla aranız nasıl?.. Asılıyorlar mı?

BARIS: Eee… İyi herhalde.

LEVENT: Aslında fazla takılacak zaman olmuyor. Çok fazla konser de vermediğimiz için zaten… Çok fazla derken, 15-20 tane oldu…

BARIŞ: Bi de konserlerden sonra genellikle kulise gittiğimiz için ya cesaret edipte gelemiyorlar ya da sonradan söylentileri filan duyuluyor, arkamızdan -Peki, saç uzunluğuna gelelim…

Bu bir tepki mi yani herkesin saçı uzun olsa siz kazıtır mıydınız?

LEVENT. Ben uzun saçlı olarak kendimi beğeniyorum… Ama saçımı ilk uzattığım zamanlar, uzun saç bir tepkiydi aslında…

BARIŞ: Bir de sanatçılarda zaten biraz çıkıntılık vardır… Belki saç uzatmak onun bir özelliği… -Peki niye kötü şans?..

LEVENT: Onu tahmin etmesi zor değil aslında… Yani yıllardır yaşadığımız binlerce şeyin uzantısı…

Badluck adı ne zaman kondu ilk olarak?

LEVENT: Grup kurulduğu sıralarda kondu…

O zamanlar, grup yeni kurulmuştu… O zaman bu şansızlıklar yaşanmamıştı…

LEVENT: Yok, o döneme kadar da binlerce şanssızlık yaşanmıştı… İsim şeyde geldi benim aklıma İngiltere’de bir barın önünden geçerken, içeride FM diye bir grup çalışıyordu… İçeri girdik… Badluck diye bir şarkları vardı… Aklıma şarj etti, ne kadar güzel bir grup ismi olur diye… O zaman da başımızdan bir sürü şey geçiyordu ama grup yoktu ortada…

BADLUCK

Bu hafta Badluck’la konuştuk. Caddebostan’da bir evde, müzik aletleriyle dolu stüdyomtrak bir odada; Bodluck’in gitaristi Levent ve klavyecisi Barış’la, Türk rock müziği, imkanlar ve imkansızlıklar, Avrupa hedefi, kızlar, Badluck ve daha bir sürü şey üzerine konuştuk… Her şey gelen birer fincan sıcak çayla başladı…

Türkiye’deki rock müzikte neredesiniz?..

LEVENT: Şimdi, bu tip bir şeyi aslında bizim cevaplamamız çok yanlış… Buna bir yerde dinleyici karar verecek… Ama ben şunu söyleyebilirim Türkiye’de başarılması hayal olan bir şeyi gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz… Bu, cevap için yeterli sanırım…

Peki, kaset hakkında ne düşünüyorsunuz; yani istediklerinizin hepsini yaptınız mı, en ufak bir ukde bile yok mu içinizde?

LEVENT: Yok…

BARIŞ: Yani, 1993’te Badluck kuruldu; bu şu demek değil, biz kendimizi geliştirmeyeceğiz, ulaşabileceğimiz en üst noktaya ulaştık demek değil… Sadece şu: 1993’te Badluck neyse, biz o potansiyeli kasetimize dökebildik… Yani, “kayıtta şöyle yapacaktık ta, biz onu beceremedik, bestelerde şöyle bir eksiklik vardı da yapamadık, imkanlarımız müsaade etmedi” falan gibi şikayetlerimiz kesinle yok… Zaten bu amaçla grubu kurduk ve bu amaçla çalıştık… Bestelerimiz içinde 7-8 senelik besteler bile var… uzun zamandır, böyle bir şey olmasını bekliyorduk, kaset çıkarmamamızın sebebi de bu… Kafamızda herhangi bir soru işareti olmamalıydı… Birde, şartlan biraz zorlamak lazım diye düşünüyordum… Herkes “İmkanlarımız yok, kısıtlı gibi lafların arkasına saklanıyordu… Biz onlar yok edelim dedik… Yani Türkiye’de bu iş yapılabiliyor aslında…

LEVENT: Tabi… Bide, yine tam istediğimiz olmasaydı eğer, biz şu an kaseti çıkartmış olmazdık…

BARIŞ: Evet, zaten kasetin çıkışının gecikmesinin sebebi de bu… Sonbahar için reklamlar verildi ama yetiştiremedik, her şey istediğimiz gibi olmadı sonbaharda… Ve her bir parçanın 30-35 tane mix’i var… Bu, çok büyük bir rakam aslında; dışarıdaki prodüksiyonların bazılarında bile bu kadar fazla mix yok…

LEVENT: Mix konusunda da eleştiriler geliyor bazen… Bu eleştiriler tamamen kendi kişisel düşünceleri olarak kalır… Çünkü, biz tam kafamızdakini yansıtmış durumdayız, kötü ya da iyi de tartışılamaz… Mesela, bir mixe vokal yüksek veya gitarı düşük diyorlar… Bu kesinlikle mixaj ya da vokalde falan yapılan bir hata değil, bizim isteğimizdir…

BARIŞ: Türkiye’de aslında insanları, bu tip eleştiriler getirince suçlamamak lazım… Çünkü, bugüne kadar yapılan albümlerde bu tip hatalar vardı ve bu hataları gruplar kendileri yaratıyorlardı… İmkansızlıklar bahane olarak gösteriliyordu ya da bir takım şeyler… İnsanlar artık şuna alıştılar: Türk grubu eleştirilmeli… Dinlediği Türk grubunu artık adam eleştirmek için dinliyor ve bir şey bulmaya çalışıyor… Böyle bir şey yaratıldı ve bunda hata, dinleyici ya da eleştiren, ahkamcı kesimde değil, gruplarda… Mesela başımıza şöyle bir şey geldi: Bizim arkadaşlardan biri kasetimiz satılırken dükkanda duruyormuş. Bir müşteri geliyor, bizim kaseti alıyor… “Nereli bu grup” falan diyor… Türk olduğunu söylüyorlar ve adam, almaktan vazgeçiyor.

Badluck ismiyle bir alakası var mı bunun? (Gülüşmeler)

BARIŞ: Olabilir… Var galiba…

LEVENT: Asıl alaka başka şeyde… Artık Türk gruplarına karşı acayip bir önyargı var… Bence çok doğru bir ön yargi… Piyasada gerçekten çok kötü ürünler var. Ve bunlar övülüyor filan… Öyle şeyleri dinleyemezsiniz yani…

Suç biraz da kaset yapımcılarının değil mi?

LEVENT: Yapımcılarda kabahati bulmuyorum… Yapımcılara kabul ettirecek olan bizlerdik… Biz kendi yaptığımız ürünü kayıt açısından şu kaliteli şekline getirdik ve yapımcılara götürdüğümüzde, kimisi 800 Tira verdi, kimisi 4000 lira verdi. Biz 4000 lira verene gittik… ani yapımcılarda herhangi bir kabahat yok… Biz üç dört sene para biriktirdik, ondan sonra yaptık kaseti. Yani parçalar hazır olduğu anda çıkartmadık kaseti. Öyle yapsaydık kaset çok kötü çıkardı… Çok kötü bir stüdyoya gönderirler sizi… Bu, gruplara bağlı bir şeydi ve gruplar bunu yapmadı…

“Yapımcılar şuna uyanabilirler artık: Bir rock prodüksiyonu için de büyük paralar harcanabilir”

BARIŞ: Şimdi olaya herkes ticari bakıyor; problem arasından kaynaklanıyor… Bizim, bu kaset için harcadığımız parayı Türkiye’de çıkartmamız imkansız… Müziği maddi bir takım şeyler için yapmadık zaten, Türkiye’deki rock müziği adına bir şeyler yapabilmek için yaptık bunu… Arkasının gelmesini umuyoruz biz… Yapımcılar şuna uyanabilirler artık: Bir rock prodüksiyonu için de büyük paralar harcanabilir, çıkan ürün de iyi olabilir ve bu ürün, insanlara bir şekilde sattırılabilir… Biz gücümüz olursa ya da bir yerlerden destek alırsak reklamımızı yapacağız; yapamazsak kaseti sattırmamız tabii ki zor… Ama en azından şunu kanıtladık: Dışarıdaki herhangi bir albüm kalitesinde Türkiye’de albüm yapılabilir..

LEVENT: Birde, insanlar dışarıdaki stüdyolarda kayda girmekten falan bahsediyorlar… Buna da gerek yok… Alet bakımından Türkiye’dekilerin dışarıdan farkı yok. İş, onları kullanabilen adamı bulabilmekte… Biz onu aradık, onu bulduk…

BARIŞ: Bir de ürün iyi olmalı… Bizim hazırlamış oIduğumuz üç demomuz vardı ve biz bunları piyasaya sürmedik… Çünkü gerçekten insanların dinleyebileceği kalitede değillerdi… Ancak kasetçilere ya da stüdyolara giderken onları yanımızda götürdük… Adamlar onu dinleyince, etkilenip, yardımcı olmaya çalıştılar… İnsanlar demo yaptıkları zaman pat diye piyasaya soruyorlar… Sen onu yapacağına, al, plakçı plakçı dolaş. Eğer güveniyorsan tabii… Mesela bizim stüdyoda çalıştığımız insanın çok büyük yardımı oldu… Adamın zamanında Kayahan’ı geri çevirip, bizi stüdyoda tuttuğu oluyordu… O da, zamanında bununla uğraşmış, yapmak isteyip, yapamamış biriydi… ama bu yardımı bizi tanıdığından yapmış değil; orada tanıdık… Adam, müzikten etkilendiği için yaptı bunu… Önce müziğin bir yere gelmesi lazım… Ben dikkat ediyorum, grup kuran birileri bir sene içinde demo çıkarabiliyor… Ben on senelik müzisyenim, kasetim daha yeni çıkıyor… Ben bu ortamı bekledim… Ve şu ortam oluşmasaydı, üç sene daha beklerdim… Çünkü insanlara kötü bir şey sunmanın anlamı yok… Zaten kalıcı olamaz bunlar… Yüzeysel yani…

Niye Hard Rock?

BARIŞ: Bunun bir açıklaması yok… Biz bir araya geldiğimizde öyle bir şey çıkıyor ortaya…

Müzikal anlayış farklılığı hiç yok mu grupta; herkes aynı şeyleri mi istiyor?

BARIŞ Aslında var… Olması da gerekiyor… Olmazsa müzikteki rengi kaybederiz zaten… O çelişkiler zaten müziği güzelleştiriyor…

LEVENT: Grupta herkes çeşitli müzikler dinliyor… Heavy-metal’den tutun da -gerçi çok uç heavy-metalleri dinlemiyoruz ama klasik müziğe kadar birçok türü dinliyoruz… Müzisyenler bütün bu türleri dinlemek zorunda… Eğer dinlemezse, ürün kütük gibi oluyor, tam tabiriyle… Estetik, renk olmuyor…

Zaten içinde heavy-metal olan parçanız da var, değil mi?

LEVENT: Evet… Evet, Hot Lips…

Peki, Badluck hayatınızda ne kadar yer kaplıyor?

BARIŞ: Müzik önemli bizim için… Müzik, bizim hayatımızda çok büyük yer tutuyor… Her birimiz başka gruplarda çalışabiliriz… Hatta farklı gruplarda, farklı bir şeyler çalışmanın bizi geliştirebileceğine bile inanıyoruz. Her şeyimiz Badluck değil, aslında, her şeyimiz müzik…

Farklı anlayışlar var diyorsunuz; kavga ediyor musunuz?

BARIŞ: Tabii ki, mutlaka oluyor… Zaten olması gerekiyor. Biz grubu aile olarak düşünüyoruz… Aile içinde kavalar olmak zorunda… Çünkü bütün fikirler bir olamaz… Tabii bu çatışan fikirler kavga sonunda tekrar birleşiyor bir noktada… Tartışma diyelim, kavgadan ziyade… Yumruk yumruğa olmuyor yani… (Kahkahalar)

Özellikle birini sözü geçiyor mu?

LEVENT: Yok aslında… Tartışılıyor ve güzel olan seçiliyor… Genelde güzel olanlar, bizce bir… Ancak şu oluyo: İkisi de güzel, hangisini yapalım?.. Böyle bir tercih farkı oluyorsa daha çok besteyi yapanın sözüne ağırlık veriliyor…

BARIŞ: Biraz da insanların kültür seviyesiyle ilgili bir şey… 1çimizde kompleksli insanlar olsaydı sürekli böle tartışmalar problem yaratırdı…

Peki görünüşünüze ne kadar önem veriyorsunuz?.. Yani kaset kapağı, afişler falan… Sizin için “pozer grup” diye söylentiler var?…

LEVENT: Evet var… Türkiye’de bu tip şeyler hep var… Yani birden herhangi bir konuda biraz sivrilmeye başladığında, insanların onlara sürekli olarak bir kulp bulma muhabbeti vardır, ta ki onları kaybedene kadar… Uğur Mumcu’da gördük bunu… Adamın ölmesine gerek yoktu, takdir edilmesi için… Moğollar da aynı şeyleri yaşadı… Bizim yaşadığımız zorlukları da yaşadılar ve aradan 20 sene geçtikten sonra imza toplanıyor, Moğollar toplandıktan sonra… Ben şunu söylemek istiyorum: 20 sene sonra Badluck tekrar kurulsun diye imza toplanırsa biz kurulmayacağız…

BARIS: Kesinlikle…

LEVENT: Kıyafet ve görüntü diyorsunuz… Biz karşısına çıktığımız insanlara saygı duyuyoruz… Giydiğimiz kıyafetler sevdiğimiz kıyafetler… Enstrüman çaldığmız zaman, atmosfere girebilmek erekli… bunun için sadece seyirci yetmez… Işıklar bile önemli. Bu yüzden kıyafetimize tabii ki dikkat ediyoruz.

BARIŞ: Bir de Türkiye’de şöyle bir imaj doğmuş durumda: Rockçı pis olmalı ya da postal giymeli… Ben bunu çok anlamsız buluyorum… Rock in temel düşüncesinde özgürlük vardır… Ben donla da çıkabilirim sokağa ya da kostüm giyerim… Kalıplaşmış şeylere sokmak insanları çok anlamsız…

LEVENT: Şey gibi… Zamanında uzun saça tepki vardı, şimdi kıyafet için aynı şey geçerli… Aynı bağnazlığın devamı bu… Umarım Türkiye bunların hepsini yener…

Peki etkilendiğiniz gruplar var mı?

LEVENT: Var mutlaka… Yani, çok fazla şey dinliyoruz ve her şeyden etkileniyoruz… Özellikle bir isim vermek anlamsız aslında…

Death, Punk falan… O türler hakkında ne düşünüyorsunuz?

LEVENT: Grup olarak pek sevmiyoruz… Hoşumuza gitmiyor… Yani, bu, bunlar kötüdür demek değil… Her şey ihtiyaçtan çıkar, önemli olan kaliteli olması…

BARIŞ: Bir de şey var… Death metalde filan kaliteden daha çok deşarj var… Onun seyircisi daha çok, konsere gittiği zaman dağıtmak istiyor… Bir de felsefi tarafları ağır basıyor…

Sizin sözlerinizde neler var?

BARIŞ: Bizim sözlerimizde yaşamımız var… Politik değil bir kere… Bunun sınırlama olduğunu düşünüyoruz… Yalnız mesaj vermeme kaygısı, taşımakta kendini Sınırlamak olur… Elimizden geldiğince sınır koymamaya çalışıyoruz…

Türk rock gruplan hakkında ne düşünüyorsunuz?

LEVENT Bir kere herkes iyi niyetli çalışıyor. Çünkü karşılığında büyük bir maddi kazanç yok… Ancak, bence hepsinin elinden, yaptığından fazlası gelir… Zorlamalılar bence…

BARIŞ: İmkânsızlıkların arkasına çok fazla saklanıyorlar… Bence herkes uğraşırsa, yaratabilir kendi imkanlarını…

Peki müzikal yapılara hakkinda?

LEVENT: Bu konuda bir şey söylemek yanlış olabilir… Çok yanlış anlaşılabiliyor… Bu tip bir şey için bir toplantı, açık oturum yapılmasını istiyoruz aslında… Türkiye’deki gruplardan birer eleman çağırıp, Türkiye’deki rock müziği nerededir, yaptığımız hatalar nelerdir, böyle bir şey yapılmalı bence…

Sizin tür pek fazla yok galiba… Daha çok heavy-metal yapıyorlar…

LEVENT: Bu moda meselesi… Türkiye’de Metal modası yaşanıyor… Suç kimde derseniz, bu, dergilerden başlar, müzisyenlere kadar gider… Sizin derginin olması çok büyük bir şey aslında hem bizim için hem Türkiye için… Çünkü metal dergisinden başka dergi okuyamıyorsunuz… Artı, Türkiye’deki tüm eksiklikleri atın, Türkiye’de eleştirmen yok… Türkiye müziğinin ilerlemesinin en büyük engeli budur bence…

BARIŞ: Bir de eleştirmenler arkadaşlığı çok ön planda tutuyorlar… Kötü olsa bile iyi yazıyorlar bazen…

LEVENT: Dışarıdakilerden sürekli aynı olarak değerlendiriyorlar… Bunu bütün dünya çapında eleştirmek zorundalar… Türk gruplarını kendi içinde eleştirmenin Türk gruplara hiçbir yaran yok… Ya duygusal davranıyorlar, kaset satsın diye, ya da Türk rock müziğini korumak istiyorlar… Bence bu, Türk rock müziğini hiçbir yere götürmez…

Hedef batı mı?

LEVENT: Evet… Türkiye’den bir grup çıkarsa, bunların devamının geleceğine de inanıyoruz… Almanya’da Scorpions öncülük etti ve bundan sonra Alman gruplan ülkenin dışına çıkabildiler… bunu yapmaya çalışacağız, bunu becerebilirsek…

Peki, bir söylenti var… On binin üzerinde satarsa, Avrupa’da çıkacak diye…

“Sepultura’nın albümleini çıkaran şirketle temas halindeyiz…”

LEVENT: Hayır… Akmar söylentisi… On binin üzerine çıktığı zaman CD’sini basacağız… Gerçeği bu… Avrupa’da çıkması için belirli bir rakam gerekmiyor..: Avrupa’yı da devamlı zorluyoruz…

BARIŞ: Bir de şirket var… Hades Records’un bağlı olduğu şirket… Sepultura’yı da onlar çıkarmış. Adamlar daha çok böyle gen kalmış ülkelerin rock gruplarıyla ilgileniyorlar… Deneyeceğiz… Biraz da şans işi… Şu var Dışarıdaki menajerler, prodüktörler, ya Türklere kil oldukları için çıkartmayabilirler, yada abi, Türk grubu ne ilginç diyerek çıkartabilirler.. O bilinmiyor…

LEVENT: İngiltere’den bir eleştirmen gelmişti… Her çalışmamızda dinledi, hem de demomuzu dinledi… Yani daha kaseti bile dinlememişti… “İngiltere’de rahatlıkla çalabilirsiniz, beğenilir” dedi… Fakat, şans faktörü de var… Çıkardığımız ürünün dışardakilerden geri kalan bir yan yok, hatta kendimize has bir şeyler de var… Dışarıdan destek bulabilirsek, bir şeyler yapılabilir diyoruz… Zaten bu albümden, maliyetini karşılayacak kadar gelir elde edebilirsek; albümün dışarıda bastırılması için gereken parayı bile verebiliriz… Çünkü işler Türkiye’deki gibi değil… Herhangi bir albümün rafa çıkması bile, albümün satması için yeterli bir sebep… Maliyetini mutlaka çıkartır…

Peki grup elemanları ilk bir araya geldiği zaman, hepsi çok iyi miydi, kendi enstrümanlarında?

LEVENT: Evet… Herkes yeterli düzeydeydi… Yani ortak çalışmayı engelleyecek kadar iyi olmayan yoktu…

Ne zaman bir araya geldiniz?

BARIŞ: Üç sene oldu sanırım.

Peki, rock mekanları hakkında ne düşünüyorsunuz?.. Akmar, Kemancı filan…

LEVENT: Olsun… Tabi… Tabii biz oralara takılacak pek fazla zaman bulamıyoruz, çalışmaktan…

Bu evde çalışıyor musunuz?

BARIŞ: Çalıyoruz… (Gülüyoruz)

Komşular uyanıyor mu?

BARIŞ: uyanıyor… Kasette hepsine teşekkür ettim… Gerçekten çok başlarını ağırttık ya… Hala da devam ediyoruz…

Konser düşünüyor musunuz?

LEVENT: Tabi… Turne düşünüyoruz… Türkiye’nin her yerine ulaşabilmek çok önemli… Kasetinizi çıkarıyorsunuz ama, o atmosferi dinleyicinizle paylaşabilmelisiniz… Ulaşabildiğimiz her yere ulaşmaya çalışacağız…

Tek grup olarak mı?

BARIŞ: Bir ön grupla çıkmayı düşünüyoruz… Bu ön grubun da mümkün olduğu kadar iyi olmasına önem vereceğiz. Çünkü seyirciye şu imaji vermeye çalışacağız: Badluck konserleri iyi olur…

Bir de alternatif rock akımı var… Seattle tarzı. Böyle bir şeyler yapmayı düşündünüz mü?..

BARIŞ: Onu hiçbir zaman düşünmedik… O tarz gruplar şu an moda… Hatta Bon Jovi filan da tarzını değiştirdi biraz… Ama istesek de o tarz bir şeyler yapamıyoruz… Çünkü bu yaptıklarımız içimizden geliyor…

Peki bu alternatifler ne kadar alternatif?

LEVENT: Pek alternatif değil ama tabii müzik dünyası birtakım şeyleri abartmak zorunda ki iyi satsın… Zaten yıllar önce bu gruplar vardı… Ama o zaman hard rock iyi satıyordu… Yapımcılar, hard rockta düşme olunca, bunu gazladılar…

Peki… Kızlarla aranız nasıl?.. Asılıyorlar mı?

BARIS: Eee… İyi herhalde.

LEVENT: Aslında fazla takılacak zaman olmuyor. Çok fazla konser de vermediğimiz için zaten… Çok fazla derken, 15-20 tane oldu…

BARIŞ: Bi de konserlerden sonra genellikle kulise gittiğimiz için ya cesaret edipte gelemiyorlar ya da sonradan söylentileri filan duyuluyor, arkamızdan -Peki, saç uzunluğuna gelelim…

Bu bir tepki mi yani herkesin saçı uzun olsa siz kazıtır mıydınız?

LEVENT. Ben uzun saçlı olarak kendimi beğeniyorum… Ama saçımı ilk uzattığım zamanlar, uzun saç bir tepkiydi aslında…

BARIŞ: Bir de sanatçılarda zaten biraz çıkıntılık vardır… Belki saç uzatmak onun bir özelliği… -Peki niye kötü şans?..

LEVENT: Onu tahmin etmesi zor değil aslında… Yani yıllardır yaşadığımız binlerce şeyin uzantısı…

Badluck adı ne zaman kondu ilk olarak?

LEVENT: Grup kurulduğu sıralarda kondu…

O zamanlar, grup yeni kurulmuştu… O zaman bu şansızlıklar yaşanmamıştı…

LEVENT: Yok, o döneme kadar da binlerce şanssızlık yaşanmıştı… İsim şeyde geldi benim aklıma İngiltere’de bir barın önünden geçerken, içeride FM diye bir grup çalışıyordu… İçeri girdik… Badluck diye bir şarkları vardı… Aklıma şarj etti, ne kadar güzel bir grup ismi olur diye… O zaman da başımızdan bir sürü şey geçiyordu ama grup yoktu ortada…