• 13
    • 7
    • 5
    • 4
    • 1
    • 0

Gaye Su Akyol

İsyankar öncülerinin izinde başarıya giden yol

Gaye Su Akyol hemen hemen her konuşmasında, İbn-i Haldun'un 14. yüzyılda sarfettiği ‘coğrafya kaderdir’ sözünü vurgulayarak tekrarlıyor. Bu, Türkiye ve Türk sanatçılar için bir bakıma uygun bir söz mü!? Belki bir anlamda öyle.

Türkiye'nin yıllardır pek çok ekonomik, sosyal ve jeopolitik sorunu oldu. Doğu'dan Batı'ya bir geçit olarak merkezi konumuyla, Mezopotamya ve Anadolu'nun antik ve zengin tarihiyle, Türkiye ve ondan önce Osmanlı İmparatorluğu muhteşem bir hazineye sahipti. Bu daima coğrafyaya ve bu topraklarda yaşayan insanlara risklerini ve sorunlarını da beraberinde getirdi.

Son on yıla baktığımızda, Türkiye ciddi ekonomik sorunlara maruz kaldı. Orta Doğu'daki savaş ve istikrarsızlık ve dolaylı olarak Suriye'den başlayan göç, büyük şehirlerde meydana gelen birçok terör olayı, başarısız bir darbe girişimi nedeniyle siyasi ve toplumsal huzursuzluk, ifade özgürlüğü eksikliği, medya ve gazetecilere yönelik baskılar, toplumsal kutuplaşma ve daha birçok konuda ciddi ölçüde etkilendi. Sonuç olarak da tüm bu olaylar, özellikle genç nesil için kötümser bir atmosfer yarattı.

Bu önemli siyasi zorluklar, sanatın, özellikle de Türk Devleti tarafından yeterince ilgi ve saygı görmediği anlamına geliyordu. Müzisyenler tam da aksine bu sıkıntılı anlarda doğrudan etkilenerek olayların yükünü taşıdılar. Korkunç bir terör saldırısı veya şehit haberlerinin ardından genelde iptal edilen müzik etkinlikleri ya da konserler oldu. 

Özellikle alternatif ve yeraltı olarak da adlandırabileceğimiz alışılmışın dışında tarzlara sahip sanatçılar ana akım medyada yer alamamanın yanı sıra bu iklimden neredeyse hiç kurtulamadılar. Türkiye'nin yüzü, ülkenin kültür başkenti İstanbul da dahil olmak üzere giderek doğuya yöneldi. Şehrin müzik semtleri dönüştürüldü, mekanlar kapatıldı ya da taşınmak zorunda kaldı. Son dönemlerde ülkenin müzik sahnesi ve ruhu üzerinde derin bir etki bırakan pek çok değişiklik oldu. Ve yine, geçmişte olduğu gibi, sanat bu karanlık zamanlarda daha güçlü bir biçimde yeşermeye başladı. İnternet her ne kadar benzer ürünlerin çoğalmasına neden olsa da yaratıcılık patladı, sınırlar eridi ve sonunda yetenekli sanatçılar, rekabet artsa da, adeta bir örümcek ağına dönüşmüş, bağlantılı dünyanın yardımıyla farkedilir olmaya başladı.

70'li yıllarda Anadolu Pop'unun öncüleri, yüzlerini Anadolu köylerine ve Türk Halk Müziği'ne çevirerek başarıya ulaştılar. Tıpkı pamuk tarlalarında doğan American Blues müziği gibi, Anadolu ozanlarının acı ve yoksullukla ilgili sözlerle donattığı ve besteledikleri geleneksel müzikleri seslendirmişlerdi.

O dönemlerde çok fazla politik baskıya maruz kaldılar ve müzikleri devlet kontrolündeki yayın medyasından yasaklandı. Birçoğu 1980 darbesi ile susturuldu ve hatta bazıları hapsedildi. Bu süreçte müzikle geçim çok zorlaşmıştı. Birçoğu bu süreçte hayatta kalabilmek için müzik dışında uğraşlara yöneldi 1990'ların başında siyasi ortam değişene kadar hayatta kalmak için yurtdışına çıkmak veya başka bir kariyere yönelmek zorunda kaldılar.

Selda Bağcan, Barış Manço, Cem Karaca, Erkin Koray ve Moğollar gibi sanatçılar uluslararası anlamda zaten tanınan sanatçılardı. Ancak son yıllarda, 70ler Anadolu Saykodelik ve Rock müziğine olan ilginin dünya çapında artması, haklarında daha fazla yazılıp çizilmesine, melodilerinin yabancı müzisyenler tarafından kullanılmasına ve plak şirketlerinin eski albümleri yeniden basmaları sayesinde dünya çapında tanınırlıklarını daha da artırdılar. Günümüzün dünyaya açılan müzisyenlerinin en önemli şanslarından biri de belki bu hazineden doğru şekilde beslenmeyi başarmaları oldu.

Kendi ülkesinin müziği üzerine kafa yoran, besteleyen ve icra eden sanatçıları destekleyen plak şirketlerden biri de Glitterbeat Records. Aralarında Türkiye’den BaBa ZuLa, Altın Gün ve Gaye Su Akyol'un da bulunduğu çok sayıda grup, müziklerinin dünya çapındaki popülaritesi üzerinde büyük etkisi olan Glitterbeat Records listesinde yer alıyor.

Bu grupların her birinin kendine özgü stilleri olmasına rağmen, ortak özellikleri Anadolu ezgilerinin harmanlanması ve hem Türk hem de Batı enstrümanlarının kullanılması. Kulaklarına tanıdık gelen enstrumanlarla, ancak çok daha farklı ritm, teknik ve melodilerden büyülenmelerinin de etkisiyle yeniliğe ve dünya müziğine açık batılıların keşfettiği Anadolu Pop/Rock grupları, yabancıların deyişiyle Türk Saykodelik müziği ve sanatçıları dünya çapında daha fazla ilgi görmeye ve çeşitli festivallerde yer almaya başladı.

Bu sanatçılardan biri, Gaye Su Akyol, 2014'teki ilk albümünden bu yana üç albüm yayımladı. Onu ve grubunu türdeşleri arasında öne çıkaran, arabesk ve Türk klasik müzik vokallerini Anadolu SaykoFolk tarzıyla harmanlama yeteneği oldu. Bir yanda Zeki Müren’e ve Türk klasik müzik divası Müzeyyen Senar'a hayranlığını ve sevgisini esirgemeyip zaman zaman şarkılarını da yorumlarken, öte yanda batılı müzik kahramanları Iggy Pop ve Khruangbin'e saygılarını sunmayı sürdürüyor.

‘İstikrarlı Hayal Hakikattir’ klibinde klişe veya sıradışı görünümlü, kabadayı, muhafazakar, hipster gibi farklı sınıflardan insanlar bir dolmuşta seyahat ediyor. Anlatmaya çalıştığı şeyse çok basit, ‘Bu kadar zıt, farklı, aykırı bunca insan bir arada huzur içinde yaşamak zorundayız’. Gaye hayallerini takip ediyor ve kararlılığı yeteneğiyle de birleşince, verdiği toplumsal mesajlarla birlikte hak ettiği başarıyı getiriyor ve hayaller hakikate dönüşme yolunda mesafeler katediliyor.

Gaye'in grup arkadaşı Ali Güçlü Şimşek, Çilekeş & Bubituzak gruplarının gitaristi ve kurucularından ve Gaye’nin başarısına önemli katkılarda bulunan bir müzisyen. Barlas Tan Özemek & Kaan Düzarat’la birlikte Lalalar adlı farklı bir projeyle de Londra dahil pekçok yerde sahne almıştı.

Bu cesur yeni dünyada, Gaye Su Akyol, şarkılarını aşk, mistik, uzay konulu ve sistem eleştirisine hafif dokunuşlu şarkı sözleriyle besliyor. Ancak, günlük yaşamı ve konuşmalarında, duruşu ve söylemi ve insan hakları ve özgürlük üzerine, kadınların gücünün ve erkeklere, dünyaya karşı güçlü dururken neler başarabileceklerinin altını da sertçe çizmeyi ihmal etmiyor.

Görsel anlamda zengin, görkemli ve renkli kostüm ve aksesuarlarla kendini ve sahnesini süslemeyi kesinlikle iyi başarıyor. Aynı zamanda kadife sesi, pozitif enerjisi, bilim-kurgu sevgisi ve espri anlayışı da dikkatleri çekiyor. Bilinçaltına hitap eden klipleriyle de bize birşeyler söylemeye çalışıyor: "Gelin dostlar birleşelim".

Gaye Su Akyol, BBC6 Radyosu'nda program yapmakta olan ve aynı zamanda çok sevdiği idolü, Iggy Pop'un dikkatini çekti. Iggy programında bir parçasını çalarken, kendisinden şöyle bahsediyordu; ‘O birşeyleri başarmanın tam da eşiğinde olan fişek gibi bir Türk’.

Aralık ayında Songlines Müzik Ödülleri 2019'da En İyi Sanatçı ödülünü kazandı. Yazıya serpiştirilmiş fotoğrafları da bu ödül gecesinde çekmiştim. The Guardian, Independent ve New York Times gibi önemli platformlarda hakkında yazılar çıktı ve BBC 6 Radyosu'nda canlı olarak bir programda yer aldı. Elbette bu ödüller ve gelişmeler birçok yeni sanatçının hayallerini süslemekte.

Vize sorunları ve Gaye'nin Songlines konuşmasında ülkesi hakkında dile getirdiği olumsuzluklara rağmen elde ettiği başarılar büyük önem taşıyor ve takdirimizi hak ediyor. Şimdilerde akıcı İngilizcesiyle biraz söylense de yurtdışı deneyimi arttıkça, zamanla farklı bir bakış açısı kazanacağını tahmin ediyorum.

Barış Mumcu / Londra – 28.02.2020

Kaynak : https://www.turkiyerocktarihi.com/d/1635/gaye-su-akyol-%7C-isyank%C3%A2r-onculerinin-izinde-basariya-giden-yol-%7C-baris-mumcu-yazdi
Okumaya devam edin
Yorumlar (0)
Yorumunuz maksimum 180 karakter içerebilir.
Daha fazla karakterde yorum yazmak için Giriş yapabilirsiniz yada Üye olabilirsiniz