• 13
    • 7
    • 5
    • 4
    • 1
    • 0

METAL MEDYA ve ÇAĞLAN TEKİL

Headbang’in yeni sayısı hazırlanacakken, yeni konserler yapılacakken, Laneth’de bu hafta neler çalınacak derken Çağlan Tekil uzun bir uykuya yatmıştı. Benim tanıdığım zamandan beri temposu hiç düşmemişti Çağlan’ın. 15 Şubat 2020’de “öyle yorgunluğa böyle uyku” der gibi uzandı! 7 Nisan günü sonsuz tatile çıkıp aramızdan ayrıldı.

“Bir dakikasını heavy metal dinlemeye ayıran herkes kardeşimdir” diyen Çağlan Tekil’i bir organizatör ve bir DJ olarak da tanıyoruz. Bu işleri hakkıyla yaptı. Ama o hepsinden önce bir yazar ve dergiciydi. Dergiciliği ve heavy metal’i hayatını adayacak kadar çok sevdi. Çağlan Tekil’in yeraltı ortamlarıyla medya plazaları arasında geçen ömrünü özetlemeye Kadıköy’den başlayalım.

1989’un bir yaz akşamı. Bağdat Caddesi kalabalığında Erenköy’den Moda’ya doğru “Ramon” ve “Pedro”yla yürüyoruz. Memleketin ilk grafiticileri bu arkadaşlar. Kaykayla takılan bir gençle selamlaşıyorlar. Adı Polat. Yanında zayıf, sivilceli, kızıl – kıvırcık bir ergen var. Geleceğin ikonik bir metalcisi olmasına ihtimal vermem mümkün değil. Onun da adı Çağlan. Tipi bana aşina. Bir önceki yıl, Moda Sineması’nda gerçekleşen konser sırasında Metalium’un davulcusu Cem, zili bizim stüdyodan almıştı. Grup provalarını Çatı’da yapıyordu. Çağlan da Metalium tayfasından bir gençti. Grubun fanından çok menajeri gibi koşturarak bu işlere başladığı söylenebilir. O akşam tanışmış oluyoruz. Fenerbahçe parkında Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği konserlerden söz ediliyor. Bir gece de heavy metal grupları çıkacakmış. Çağlan da Metalium, Pegasus ve Destroyer’ı bağlamış. Gidiyoruz. Herkes birbirine öndeki seyirciler arasındaki Slayer tişörtlü bir başka kızıl-kıvırcık ergeni gösteriyor. Ne ergeni. Daha 13 yaşında. Gökhan Özoğuz bu. Ertesi gün ülkenin tüm rock grupları ve dinleyicileriyle beraber büyük bir travma yaşıyoruz. Gazete manşetlerinden “Şeytanın Çocukları” olduğumuzu öğreniyoruz!

1990 yılında Güneş gazetesinin haftalık eki Güneş Gençlik dergisinin Beyazıt’taki binasında Çağlan’la yine karşılaşmıştık. O zaman Akbaba’nın “Moonlight” adlı kaseti piyasaya çıkacak ve bu kaset 80 sonrası rock gruplarının 15’inci albümü olmak üzereydi. Ben de dergiye konuyla ilgili yazı hazırlamıştım. Çağlan, Süreyya İzgi ve Zarife Öztürk, 2 yıl geçmeden başlayacak dergicilik maceralarına Güneş Gençlik’de hazırlanıyordu. Çağlan, her hafta çeşitli heavy metal gruplarını okuyucuya tanıtıyordu. Bu arada derginin yayın yönetmeni Ayfer Tunç henüz ünlü bir yazar değildi ve hayatında hiç istemediği bir işi yapıyormuş gibi görünüyordu. Yazı işlerinde şimdi Yüksek Sadakat’tan tanıdığımız Kutlu Özmakinacı vardı. Yine bugün bildiğimiz aynı o sakin ve beyefendi adam.

O ara Metallium’un bir konseri, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda Çağlan’ın da içinde yer aldığı bir ekiple organize edildi. Diğer gruplar Lords, Hazzy Hill ve Braindead. Zarar ziyanla biten konser sonrası yaptıkları muhabbetlerin birinde başka konserler için nasıl maddi kaynak buluruz derken Çağlan’ın aklına dergi çıkartmak gelmiş. Adına da Lanet olsun demiş.  Metalium’dan Mazhar Şiringöz de sonuna “H” harfini ekleyince yola çıkmışlar.

1991 Mayıs’ında Laneth’in ilk sayısı Akmar Pasajı’nda Pentagram Shop’un tezgahındaydı. Sayfaları ilk karıştırdığımda hazırlayanların çizgiroman sever olduğunu görünce daha dikkatli inceledim (Çizgi romana ilgileri sonraları düzenlenecek konser afişlerinde de belirecekti). 1986’da tek sayı çıkarttığımız Rock Art dergisi gelmişti aklıma. Bu fikir çok daha iyiydi. Ne matbaa derdi, ne iade, ne de depolama sıkıntısı. Bastığın kadar çoğalt o kadar. Bayıldım pratik zekalarına.

O günlerde yayınlanan Gırgır ve Hıbır adlı iki derginin iki ismi heavy metal dinleyicileri arasında yükselmişti; Aptülkadir Elçioğlu ve Metin Demirhan. Aptülkadir Elçioğlu Gırgır’da başlayıp Hıbır’da devam ettiği Grup Perişan köşesiyle, 80’ler sonunda bir “Metal Medya” çağı açmıştı. Nuri Kurtcebe ve Tuncay Batıbeki gibi “eski okul rock’çı” çizerlerin ardından, Kemal Aratan, Bülent Benli, Oky, Oytun İdil ve Cengiz Üstün gibi punk ve heavy metal dinleyen başka genç çizerler de vardı. O günlerde kimi afişler üstünde onların imzası da görünürdü. Türkiye’nin en çok satan mizah dergisi Hıbır’da çizen Aptülika’nın duyuruları çok etkindi. İlk gün 35 adet çoğaltılan Laneth’in, ülke çapında talep görmesi Grup Perişan köşesinden yayınlanan duyurularla gerçekleşti. İstanbul dışından gelen taleplerle her sayıda tiraj yükselerek büyüdü.

Laneth’in ilk zamanlarında Aptülika ve Metin Demirhan da çizdi ama zaman içinde fikir ayrılıkları ve didişmeler yaşandı. İki ay sonra Metin Demirhan kendi fanzini Mega Metal’i çıkarttı. Fanzinler arası kapışmada laf çakmalar, bok atmalar gırla gitti. 1992’de Laneth 1’inci yaş sayısının orta sayfadaki doğum günü posterinde Aptülika’nın çizdiği poster vardı. Posterdeki partide Metin Demirhan da yer alıyordu. Darıla barışa yollarında devam ettiler.

Laneth çıkarken planlanan konserlere gelmişti sıra. 1991’de yine Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’ndayız. Çağlan organizasyon oyununa büyük girmişti. “Laneth’li Konserler 1“de Metalium, Pentagram ve Hazzy Hill sahneye çıktı. Sunucular da Aptülika ve Metin Demirhan. Seyirci sayısı açısından sonuç hiç fena değildi. 1992’de Laneth 4 renk baskı kapakla çıktı. İşler büyüyordu. 1993’de Çağlan “Laneth’li konserler 2”yi Ankara’da düzenledi. Konserden birkaç gün önce gittiğim Ankara’da, Kuğulu Park yakınlarında bir yerde Çağlan’ı duvarlara afiş yapıştırırken görmüştüm. Bu işler için afişçiye ayıracak bütçe yoktu ki. El mecbur. Birkaç afişi yapıştırmasına yardım edip, arşivim için ondan burada gördüğünüz afişi almıştım.

1993’de Asil Nadir’in kurduğu Interpress Yayıncılık, GO (Genç Olmak) adlı bir dergi çıkarttı. İlk sayı künyesinde derginin müzik editörü olarak Çağlan Tekil’in adı yazılıydı. Derginin Kanat Atkaya, Hakan Öneş, Tolga Akyıldız, Kutlukhan Kutlu ve Sevin Okyay gibi harika bir kadrosu vardı. Çağlan’ın Tolga Akyıldız’la Laneth, Blue Jean ve Headbang’de ömür boyu sürecek dostlukları bu dergide başlamış. Edindikleri birikimle yayın dünyasında çok daha ileri gidecekler.

1994 kışında Laneth’in son sayısı çıkmıştı. Nedeni çoktu; Aylık GO dergisinin uyulması gereken bir temposu vardı. Laneth’in periyodu iyice aksamaya başlamış ve son 3 sayı, 3-5 ayda bir zor çıkmıştı. Öte yandan katlanan kağıt fiyatları ve içine düşülen ekonomik kriz, bağımsız bir yayını iyice zorlaştırmıştı. Tüm bunların üstüne dergi kapanmadan kısa süre önce Akmar Pasajı’nda açılan “Saadeth” de ayrı bir mesai istiyordu. Çağlan’ın Metalium’dan Mazhar Şiringöz’le başladığı dükkancılık işi bir süre sonra tamamen Çağlan’ın üstüne kalmıştı. Kerim Tunçay’ın Slayer’la yaptığı efsane röportaj ve Slayer kapağıyla Laneth zirvedeydi ve bu dönemi zirvede kapatmak belki en iyisiydi. GO dergisinde yaşanan kadro değişimi sonrasında Çağlan, Blue Jean Dergisi’ne dışarıdan muhabirlik yapmaya ve sayfalar hazırlamaya başladı. Askerlik zamanı da yaklaşıyordu.

1996’da Hürriyet’in çıkarttığı haftalık Top Pop dergisinde hazırladığım “Top Rock” adlı sayfaları kısa bir süre sonra askerliğini bitirip dönen Çağlan sürdürdü. 1997’de Laneth’den eski dostlarla tek sayılık bir fanzin denemesi oldu. Adı Cenabeth (Cenabeth fanzinin kapağını bana ulaştıran Semih Şimşek ve Güray Topaç’a çok teşekkür ederim). Çağlan başka arkadaşlarının da çıkarttığı fanzinlere yardım ederdi. Örneğin günümüzde tanınmış bir reklamcı ve zamanın hızlı bir rocker’ı, o günlerde iki sayı çıkarttığı “Probabilite” ile sayılı kadın fanzinciler arasında yer almıştı.

1997’de Çağlan’ın işlettiği ve işlere sıklıkla Naci, Burcu ve Güzin’in baktığı Saadeth’de işler iyi gitmiyordu. Zihni Müzik dükkanı devralarak Çağlan’ın devam etmesini sağladı. O sıra Zihni Müzik Century Media Türkiye distribütörlüğünü de almıştı. Ülkemizde çok sevilen Yunan grup Rotting Christ’ın Ankara ve İstanbul’da gerçekleşecek bir konserini planlamaya başladılar. Çağlan beni arayıp “Organizasyona katılır mısın?” diye sornuştu. 90’lar ortasına gelmeden organizasyon işlerinden uzaklaşıp daha çok radyo ve tv’ye yönelmiştim. “Ne yapabilirim ki?” diye sordum. “Programlarında konser haberlerine yer vermen ve canlı yayına grubu alman yeterli” demişti. Bu zaten işimdi. Sanırım Çağlan geçmişte yaşadığımız ufak tefek kimi anlaşmazlıklar üstüne bir jest sunmak istemişti. Hala baktıkça adımın yer almasından ötürü onur duyduğum bir afiştir bu. Sonra başka işbirliklerimiz de oldu Çağlan’la. Eko TV’de o sıra iki program yapıyordum. Sadece heavy metal içerikli bir üçüncü program daha önerdim. Bütçesiz olma şartıyla kabul ettiler. Kara Leke adlı program, Çağlan’ın desteği ile başladı. Sunucu olarak Saadeth’ten tanıdığımız Güzin Bilgi’yi önerdi önce. Gothic ve ilginç bir tipi vardı. Morticia Addams’ı hatırlatıyordu. Güzin’le hemen çekimlere başladık ama kısa sürede kamera karşısında tutuk kaldığını görüp Emre Alkoç’la devam ettik. Konsere dönelim; DNA’da (Sonra adı Orta Kemancı oldu) yapılacağı duyurulan konser, 11 Ekim 1997’de Alt Kemancı’da gerçekleşti. Bir hafta sonra Ankara’da gerçekleşen konserin ön grubu Witchtrap oldu.

Bu arada Çağlan 2013 yılında Ali Mert Alan’a verdiği bir röportajda, konser organizasyonlarıyla ilgili düşüncelerini anlatmış. O bölüm aynen şöyle;

“İlk olarak Rotting Christ’a konser yapmıştık. Onun girdisi çıktısı tabii bana ait değildi. Zihni parayı koymuştu. Yani bunu devam ettireyim derken maddi bir anlamda düşünmedim çünkü ortaya konan para da benim değildi. Tiamat’ı 2000 senesinde yaptığımda çok büyük batmıştım. Destruction’ı yaptığımda da batmıştım ama oradaki parasal zarardan çok bütün CD’lerimi, plaklarımı satmak zorunda kalmıştım. Bu işin mutfağına girdiğinde taptığın adamların ticari yönünü görmüş oluyorsun. Yani Tiamat “Paramız nerde” diye boğazını sıkabiliyor. O zaman sen “Wildhoney” dinlediğinde kafanda canlanan grup imajından çok uzak bir şeyle karşılaşıyorsun. Eğer bu işe devam etseydim müzikten vazgeçmek zorunda kalacaktım, gruplardan nefret edecektim. Ben de müziği seçtim. Dedim ki en iyisi dinleyip kafamda canlandırdığım gibi kalsın hepsi.

1998’de Çağlan’ın ikinci dergicilik serüveni Non Serviam başlamıştı. Bir kaç sayı sonra dergi yayına Zihni Müzik desteği ile devam etti. Akmar Pasajı’ında Hammer Müzik’in desteklediği ve Enis Kızılkaya’nın hazırladığı Enred adında bir dergi daha vardı. Pasajdaki Atlantis Müzik, dergi işini aklından geçirse de girmemişti. Bu 3 firma, o dönem yerli grup albümleri ve organizasyonlarla benzersiz bir rekabet süreci yaşadı. Bu durumdan müzik üretenler ve severler karlı çıktı tabi. 1999 Temmuz’unda çıkan 12’inci sayıda Zihni Müzik Non Serviam’ı bıraktı. Dergi bu kez Yücel Müzik desteği ile yayına devam etti. 17’inci sayıda derginin sahibi bir daha değişti. Bu kez Non serviam künyesinde derginin sahibi olarak, eski Laneth yazarı Zarife Öztürk’ün adı vardı. Bu birliktelik Non Serviam’ın son sayısına kadar sürdü.

Dergiyle ilgili ilginç bazı notlar eklemek istiyorum;

*Non serviam Şubat 1998 – Eylül 2000 arası 26 sayı çıktı. Bu arada dergi 3 kez el değiştirdi. Üstelik ekonomik sıkıntılar ve satanizm olayları sırasında yaşanan baskıların tam ortasında kalmıştı. İlk 6 sayı iki ayda bir çıkarken 8’inci sayıdan başlayarak aylık periyoda geçilmişti. Aylık yayın hayatı boyunca periyodunda sadece 1 ay sapma olmuştu. Bu büyük bir başarıydı.

*Derginin önemli yazarlarından birisi özel hayatında büyük değişiklikler yaşamıştı. Dergiyi bırakmış ve radikal İslamcılar içinde öne çıkan bir isimle evlilik yapmıştı.

* Dergi 5’inci sayısına kadar “underground” olarak basılırken, Çağlan’a Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kapatma kararı tebliğ edildi. Non Serviam 6’ıncı sayıdan başlayarak yasal bir biçimde yayına devam etti.

* 10 Aralık 1998’de, Pentagram’dan Hakan Utangaç’ın işlettiği Captain Hook Bar’da Non Serviam partisi düzenlendi. Partinin özel konuğu Therion’un vokalisti Martina Hornbacher oldu. Martina, çok sayıda kapak olduğu 5’inci sayıdan imzalamıştı. Bu sayılar Akmar Pasajı’nda dükkanlara bırakıldı. İlginç olan o sayıların 2000’ler ortasına dek raflardaki eski fanzin ve dergiler arasında görülmesiydi.

2001 Laneth dergisinin 10’uncu yılıydı. O yıl, her biri çok az (20 – 35 arası) çoğaltılan 6 Laneth daha çıktı. Dergi Beşiktaş’ta Pentagram’ın davulcusu Cenk Ünnü’nün Pena Müzik mağazası ve Akmar Pasajı gibi bir iki noktada satıldı. Kopyalar çok azdı ve kimi sayılar Çağlan’ın elinde bile kalmamıştı. Biraz geçmişe özlem, biraz eski dostlarla birlikte bir şeyler yapma adına olsa da içerik olarak oldukça zengin ve her sayı dolu doluydu. Hatta Taksim Bronx’da 12 mayıs 2002’de gerçekleşen bir Laneth partisi düzenlenmişti.

Çağlan yine 2001 yılı içinde, Radyo Eksen’de Laneth’i bir radyo programı olarak hazırlayıp sunmaya başladı. Yaklaşık 19 yıl, yani hayatı boyunca bu programı heavy metal severlere ulaştırdı.

2004 Ağustos ayında çıkan Blue Jean dergisinde, hem dergi hem de Çağlan adına önemli bir değişiklik yaşandı. Özlem Gürel, derginin yazı işleri koltuğunu eski dostu Çağlan Tekil’e bıraktı.

2006 yılında Blue Jean dergisi, okurlarına “Fanzin – Heavy Metal” adlı bir ek verdi. Bu ek için, Headbang’in habercisi oldu diyebiliriz. Türkiye’nin en köklü pop müzik dergisinin yönetiminde tepeye yürürken bile Çağlan’ın aklında hep bir heavy metal dergisi oldu. Hiç vazgeçmediği amacı o dergiydi. Bu arada popüler müzik dinleyen genç okuyucuyu önemsemediği zannedilmesin. Festival ve konserlerde yanına çok genç biri bile gelse onu ciddiye alır öyle konuşurdu. Ki çok sayıda okurun, One Direction dinlerken Metallica dinlemeye başlamasını sağlamıştır.

2007 yılında Blue Jean’in yine bir eki olarak Haadbang doğdu. Birkaç sayı içinde görsel yönetmen olarak Yüxexes’ten transfer olan Mazhar Bilgiç, hem Blue Jean’i hem de Headbang’i uçuşa geçirdi. Derginin bu döneminde 22’inci sayıdan başlayarak editörlüğünü Doğu Yücel yaptı.

2009 yılında Çağlan Tekil, Blue jean’in yazı işleri müdürlüğünden, sorumlu yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Dergi yönetiminin en tepesindeki sorumlu artık oydu. Son hazırladığı 2020 Şubat sayısına kadar Blue Jean tarihinin en uzun süre yöneticiliğini yapmış kişi Çağlan Tekil olacaktı.

2012 Yılında Altıkırkbeş Yayın'dan Şenol Erdoğan ve Murat Arslan, Çağlan Tekil’le bir “Laneth” kitabı üstüne görüştü. 1991 – 1994 arası çıkan eski sayılardan en iyi yazı ve röportajları derleyip basma fikri Çağlan’a da ilginç gelmişti. Laneth’in “en kötüleri” bir araya toplandı ve sadece 1000 adet basılıp satışa sunuldu.

2014 yılında Headbang, Blue Jean’den ayrılıp metal medya tarihimizin en görkemli dergisi olarak olarak piyasaya çıktı. Kapakta 23 yıl önce çıkan Laneth’in ilk sayısında olduğu gibi James Hetfield yer alıyordu. Bu arada Blue Jean okurları için, rock boşluğunu doldurma adına kısa bir süre Roker adlı bir ek verildi. Ne yazık ki Haziran 2015’de Headbang kapandı ve tekar Blue Jean’in eki oldu.

2016 yılında Blue Jean tarihinde radikal bir karar alındı ve hedef kitlenin “çocuk ve genç”lerden, “genç ve yetişkin”lere yönelmesi planlandı. Ot ve Kafa gibi dergiler çok satanların başında geliyordu. Yeni biçim belirlenirken bu tip dergiler de masaya kondu. Zengin bir yazar kadrosuyla dergi yeni yayın dönemine başladı. Bu süreç maalesef 3 sayı sürebildi. O sıra 60 yaşına gelmiş ve gençlere yönelik bir dergi için artık doğru kararlar veremeyen Mehmet Y. Yılmaz, halen Doğan Burda Dergi grubunun başındaydı. Bu hem Haedbang hem de Blue Jean için bir şanssızlıktı. Mehmet Y. Yılmaz yeniliklerin arkasında duramadı. Yanlış kararları yanlış kararlar izledi.

2017’de Headbang yeniden çıktı. Çağlan bu dergiye bir çıkış bulmaktan vazgeçmiyordu. Karakarga Yayınları’yla görüşmeler yaptı. Yayınevinin yöneticisi Kutlukhan Perker, bir süre önce yaşadıkları ve 9 sayı süren Karakarga dergisinin ardından süreli yayınlara tövbe etmişti. Ancak eski bir rocker olan Kutlukhan’la başka bir çıkış yolu aradılar. Ve buldular da; Headbang, yeni yazı ve röportajların derlendiği bir kitap olarak çıkacaktı. Belli bir periyot olmayacak, iyi bir satış olursa birkaç ay sonra bir başka “kitap-dergi” çıkacaktı. Günümüze dek başarıyla 4 sayı çıktı.

2017’de Çağlan Tekil’in organize ettiği “Laneth Bir Gece” konserleri başladı. 4 yıl peş peşe düzenlediği bu gecelerde, özellikle özlenen grupları tekrar izleyiciyle buluşturmayı hedefledi. Matalium, Kronik, Radical Noise, The Climb, Asafated, Rashit, Cultus, Objektif, Pagan ve Tünay Akdeniz gibi ya çok seyrek ya da uzun yıllar hiç sahneye çıkmamış isimleri tekrar sahneye çıkarttı.

2018’de yine bir başka unutulmaz konser yaşadık. 30 yıl önce Moda Sineması’nda gerçekleşen “Speed Metal Attack” aynı yerde, aynı gruplarla gerçekleşti. Çağlan hayal ediyor, biz görüyorduk. 

2019’da bir sürü dileğimizi gerçekleştiren cinimiz, bu kez Dr. Skull’u getirdi. Çağlan, 25 yıl sahnede görünmeyen bu grubun hem sahneye çıkması, hem de eski albümlerinin ilk kez plak ve cd olarak basılmasına öncülük etti. 24 Ocak 2019’da Vera’nın organize ettiği gecede, Hammer Müzik tarafından basılan albümlerin lansmanı gerçekleşti. Ankaralı bir grubun bunu İstanbul’da yapmasına Ankaralı izleyiciler sitem ettiyse de, 8 Kasım 2019’da onların da gönlü alındı.

Katıldığımız bir çok festivalin ve eski dostlar buluşmasının vazgeçilmez konuğu hep Çağlan oldu. Geçtiğimiz yıl Ali Kerrar’ın ev yapımı bira tadımında ve Milyon fest’in organizasyonunda iyi ki buluşmuş, iyi ki biraz şakalaşmış, iyi ki biraz sohbet etmişiz. Bu yaza çıkarsak, bir festivalde “Çağlan Tekil Sahnesi” mutlaka olsun. Hatta her yıl olsun. Herkesin bir araya getiremeyeceği isimleri bir araya toplamaya onun adı bile yeter.

Çağlan’ın yaptıklarını sıralamaya devam edersek bitmez. Son 30 yılına yaşının iki katına sığacak işler yaptı. Zaten yaptıkları bitmedi daha. Kod Müzik’in kurucusu Necati Tüfenk’in, 2018’de başlattığı bir belgesel çalışmanın yapımı sürüyor. Çağlan projeye büyük emek harcıyordu. Bu belgesel de en iyi şekilde onun için tamamlanmalı. Mazhar bu belgesel için afiş yapmalı, biz o filmi görmek için salonlara koşmalıyız.

Kaynak : https://www.turkiyerocktarihi.com/d/1641/metal-medya-ve-caglan-tekil-%7C-guven-erkin-erkal
Okumaya devam edin
Yorumlar (0)
Yorumunuz maksimum 180 karakter içerebilir.
Daha fazla karakterde yorum yazmak için Giriş yapabilirsiniz yada Üye olabilirsiniz