Pazartesi, Eylül 14, 2026

ROTTING CHRIST (Çürüyen İsa)

ACEDIA 2004 (fanzin)’den bir biyografi.

2. kuşak black metalin öncülerinden olan Rotting Christ 1987’de Sakis ve Themis Tolis tarafından daha 16 yaşındalarken kuruldu. Grubun kaderi Sakis ile Themis’in 2 parçayla müzik şirketine gitmeleriyle şekillendi aslında, önce bir albüm varmış gibi davranan elemanlar, şirketin parçalarını beğenip kayıtlarını istemesinden sonra 10 günlük bir çalışmayla parçaları kaydediverirler.

Grubun kadrosu Sakis (vocal, guitar), Jim (bass) Themis (davul), şeklindedir ve grup o zamanlar ilginçtir death/grind tarzında müzik yapmaktadır. Bu tarz o zamanlar Yunanistan hariç tüm dünyada yükseliştedir ve grup röportajda da okuyacağınız değişik nedenlerden dolayı death/grind bir tarzla, herhangi bir şirketten bağımsız “Decline’s Return” ve “Leprocy of Death” demolarını çıkarır.

1988’de ilk splitlerini Sound Polition ile 9 parça içeren 7 dakikalık mini-LP olarak TNT’den çıkardılar. Bu LP’den sonra grup keskin bir dönüşle artık Bathory, Venom, Possessed, Celtic Frost gibi grupların izinde black/death yapmaya karar verdi.

1989’da ilk resmi demoları olan 5 parçalık “Sathanas Tedeum”u yine herhangi bir şirketten bağımsız olarak çıkardılar. Sonuç son derece karanlık ve vahşi bir black metaldi. Grup tarzını artık “Abyssic Death Metal” olarak tanımlıyordu. Niye death metal derseniz o sırada underground piyasada black/death birbirinin yerine kullanılır durumdaydı ya da Rotting Christ’in black/death metale bakış açısı öyleydi.

1990’ların başında Necromayhem (Sakis), Mutilator (Jim), Necrosauron (Themis) nicklerini kullanmaya başlayan grup Yunan şirket Decapitated Records (Unisound Records) ‘dan “Passage To Arcturo” EP’sini çıkardı. Bu EP’de klavyeleri Necromantia’dan Magus Wampyr Daoloth çalmıştır. Bu sırada Rotting Christ underground piyasada “cult”, “true” metal gruplarının statüsüne yükselmiştir.

1991’de yine Decapiated Records tarafından “Passage To Arcturo” dan 2 parça içeren “Dawn Of Iconoclast” EP’si yayınlandı. Ne var ki grup bu EP’yi sadece bir saçmalıktan ibaret olarak görmektedir. Yine aynı yılda İtalyan grup Monumentum ile çıkardıkları splitte Rotting Christ’in “Satanas Tedeum” demosundan “Feast Of The Grand Whore” parçasının yeni versiyonu yer almaktadır.

1992’de ikinci resmi demoları olan “Ade’s Winds”i çıkardılar. İki parçalık bu demo aslında daha çok tanıtım amaçlı kullanılmıştır. Osmose Productions ile anlaşma sağlandıktan sonra ger- çek anlamdaki ilk albümleri olan “Thy Mighty Contract” için çalışmalara başladılar. Bu sırada efsane grup Mayhem’den Euronymous ile bağlantı kuran grup için Euronymous, şirketi Death-like Silence Productions’tan bir albüm ya da Burzum ile bir split LP yapmayı düşündü. Ama bu proje ne yazık ki çeşitli nedenlerden dolayı gerçekleşemedi. Yine de Euronymous’un black metal camiasındaki yerini ve seçkinliğini göz önünde bulundurursak bu Rotting Christ için black metal anlamında camiada ses getiren bir olay olmuştur.

1993’te çıkarılan Thy Mighty Contract albümüyle kadroya bir de klavye eklenmiş oldu. Albümün yayınlanmasıyla grup Immortal ve Blasphemy ile ilk kez bir black metal turuna çıktı.

Avrupa’dan İsrail’e kadar uzanan bu tur, grubun tanıtımı için oldukça iyi bir tur olsa da Jim’in tur hakkında yorumu şöyledir:

“Askerliğimi yeni yapmıştım. Gitara ve klavyeye 2 session müzisyen almıştık ve inanın onların grupla ilgili hiçbir fikirleri yoktu. Hiç canlı çalmamıştık, diğer 2 grupla hiç ortak yanımız yoktu. Tamam, kötü bir deneyimdi ama “Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir (Nietzsche)”.”

Aynı yıl Osmose Productions “The Mystical Meeting (Passage To Arcturo’dan)” ve “Visions Of The Dead Lovers” parçalarını içeren Apokathelosis EP’sini yayınladı. Ayrıca Decapitated Records da canlı 2 bonus parça içeren (The Forest Of N’Gai ve Feast Of The Grand Whore) Passage To Arcturo demosunu CD formatında yayınladı.

Black Metal + Heavy Metal + Kötü Bir Kayıt

94’ün sonlarına doğru Osmose Productions ile çıkan anlaşmazlıktan dolayı grup Unisound ile anlaşıp “Non Serviam” albümünü çıkardı. Osmose Productions da bir daha Rotting Christ ile ilgili hiçbir şey yayınlamayacağını bildirdi.

Yunanistan’ın ünlü stüdyosu Storm Studio (aynı zamanda grubun özel stüdyosu)’da kaydedilen albümün kendine has bir soundu vardır. Bu sırada albümdeki karanlık havaya katkısı büyük olan klavyeci Magus Wampyr Daoloth, grubun tarzının kendisini tamamlamadığı gerekçesiyle gruptan ayrıldı.

1996’da tarzı biraz daha sertleştiren Rotting Christ yer yer trash ezgilerinin hissedildiği Triarchy Of Lost Lover’s albümünü çıkarır. Thy Mighty Contract ve Non Serviam albümlerinin tersine davullar drum machine yerine Themis tarafından çalınmaya başlanmıştır. Bu albümün tarzıyla ilgili olarak agresiviteyi kaybetmeden grubun kendini black metalden heavy- metal-oriented bir tarza taşıdığı söylenebilir. Ayrıca albümün sınırlı sayıda basılan digipack versiyonunda Kreater cover’ Tormentor ve Mille Petroza’nın misafir vokalist olarak eşlik ettiği Pleasure To Kill/Flag Of Hate medleyi bulunmaktadır. Samael ve Moonspell ile birlikte yine bir Avrupa turuna çıkılır. Bu turun ilginç bir yanı da kişisel problemlerden dolayı grupta Sakis harici orjinal kadro olmamasıdır. Turda ikinci gitarı üstlenen Kostas da kısa bir süre içinde gruba tamamen dahil olur. Daha sonra Jim gruptan ayrılır ve Atina’da Metal Era Record Shop’u açar.

97’nin yazında Dead Poem’in tanıtımı için çıktıkları Rockwave festivalini oldukça başarılı geçiren grup, bu albümle black metal geçmişlerinin üzerine daha akılda kalıcı riffler, midtempo giden ritimler ve Samael’den XY ile klavyeli atmosferik bir sound oluşturmuştur. Among Two Storms şarkısında Moonspell’den Fernando’nun vokal yaptığı Dead Poem albümü ayrıca Yunanistan’da 5000 satarak Rotting Christ’in en çok satılan albümü olmuştur. Grubun bu albümle birlikte logoyu değiştirmesi, bazı fanlar tarafından grubun geçmişini unuttuğu şeklinde yorumlansa da grup kısa sürede Rotting Christ’i en iyi tamamlayan eski logoya tekrar geri dönmüştür.

1998 de müziklerine biraz daha gothic temalar ekleyen grup Sleep Of The Angels albümünü çıkardı. Bu sırada klavyeci Panayotis gruptan ayrılırken, George onun yerine gruba dahil oldu. Albüm sonrası Avrupa ve Amerika turuna Themis ve Kostas’ın sürücü belgesi olmadan küçük bir karavanla çıkar grup. Turne Meksika’da Themis’in 6.8 şiddetteki depremle yaralanması ve Güney Amerika’da menerjerlerinin adamlarımızı enstrümanlarıyla öylece bırakıp kaçmasıyla son bulur. Onca aksiliklere rağmen (adamlarımızın başına her turda bir aksilik gelmiş yalnız) Rotting Christ black/death metal’de artık farklı bir yere sahiptir. Müziklerinden çok etkilenen Yunan sanatçı Vasilis Arnaoutoglou After Dark I Feel parçasına karanlık ve görsel imajlar içeren bir video klip çeker. Bundan sonra showlar hariç tüm konserleri de Sakis ayarlamaya başlar.

Khronos Yeni Çağ karanlık felsefesinin başladığına dair bir işaret

2000’de Abyss stüdyolarında Peter Tagtgren’in prodüktörlüğünde Khronos piyasaya sürülür. Sleep Of The Angels ve Dead Poem’de eksik olan karanlık black metal soundu bu albümde tamamlanmış, parçalar daha mistik bir havaya bürünmüş ve tarz biraz daha sertleşmiştir. Albümün kapağı Septic Flesh’ten Spyros “Seth” tarafından yapılmış olup, Lucifer Over London parçası darkwave grubu Current 93′ ten bir cover olarak konulmuştur. Yunanca bir kelime olan Khronos zaman anlamına geliyor; grubun bu ismi seçmesinin nedeni de albümün daha çok insan hayatının karanlık çağına atıflarda bulunması, aynı zamanda konsept bir albüm olmasa da kendi içinde bir bütünlük taşımasıdır.

“Black metal feeling…”

Sakis özellikle Khronos’in müzikal yapısını tanımlarken hayatının en karanlık yönünü, içinde saklı en hastalıklı duygularını black metal’ de birleştirdiğini ve hiçbir zaman neşeli melodiler yapmayacağını söyler.

2002’de son albüm Genesis çıkarılır. Yine black metalle heavy metali Rotting Christ’a has melodilerle birleştiren grup ayrıca bu albümde eski logoya geri döner. Genesis turnesinin son ayağı nihayet İzmir’dir… Bu konserden sonra grup Eylül’de çıkaracağı albüm için stüdyoya girer.Lorelei&Astaroth